Mültecilik kavramı özellikle günümüzde bütün dünya ekseninde sıklıkla dile getirilmekte olan bir kavram olarak karşımıza çıkmaktadır. Bunun nedeni de Suriye’de yaşanan iç savaş nedeniyle ülkelerinden kaçıp ülkemize ya da başka ülkelere sığınan Suriyeli vatandaşlardır.
Mültecilik kavramı karşımıza zorunlu göç sürecinin bir ürünü olarak çıkagelmektedir. Çoğunlukla çeşitli hammadde (petrol, değerli maden vs.) konusunda ülkelerin adil bir paylaşımdan uzak olması ve herkesin ilgili değerin kendisinin değeri olması adına birbirini yemesi sonucunda çıkan savaş gibi nedenlerden ötürü büyük çaplı göçler ortaya çıkmakta, bu göçlerde bütün dünya’yı ilgilendiren çeşitli neden ve sonuçlar bağlamında vuku bulmaktadır. Ülkelerin iç işlerinde meydana gelen çeşitli durumlar (iç savaş, siyasete dönük sıkıntılar vb.) insanları doğup, büyüdükleri, benliklerinin oluşumuna katkıda bulunan ve onları bir birey olarak topluma kazandıran topraklarını terk etmek suretiyle hayatlarını sürdürebilecekleri bir toprak arayışına itebilmektedir. Çeşitli negatif yönde gelişen durumlar sosyo-ekonomik anlamda problemlere yol açmakta ve bu durumda sosyo-ekonomik manada bir mülteci hareketinin cereyan etmesine neden olabilmektedir (Toksöz, 2006).
Mülteci ile sığınmacı arasında belirli bir ayrımın varlığından söz etmek mümkündür. İlgili ayrım ise yasalara göre göçmen olarak kabul edilen kişinin bir birey olarak barındırmakta olduğu statüye işaret etmektedir. Bu noktada sığınmacı olarak tabir edilmekte olan birey kendi ülkesini herhangi bir nedenden dolayı terk etmek suretiyle herhangi bir ülkeye göç etmiş, o ülkede barınabilmek adına herhangi bir müsaade almamış ve sığınma konusunda da herhangi bir kanuni sürece müdahil olmamış birey olarak karşımıza çıkmaktadır. Diğer bir tanım gözden geçirilecek olursa, herhangi bir vasıta ile gelmiş bulunduğu topraklarda, öncelikle sığınma talep etmeye yönelen birey veya doğup, büyüdüğü toprakları ve ülkeyi bırakmak suretiyle herhangi bir ülkeye giden ve mülteci olarak kendini adlandırarak o ülkeye sığınma eylemine girişen bireylere, ancak henüz mülteci olup, olmadığı hususunda yasal bir geri dönüş alamayan bireylere ‘’sığınmacı’’ adı verilmesi uygun görülmektedir (Ünlü, 2007