"Always"

By @yasujizr6/9/2018tr
HP5-810x485-660x400.jpg
[Jim Kay](http://www.giratempoweb.net/gw11/2017/07/a-settembre-il-libro-di-harry-potter-prende-vita/)

Harry Potter serisi hakkında Sürpriz Kaçıran Bilgi içerir. (Spoiler)


"All this time?"
"Always," said Snape.


Bir kelime, ancak bu kadar açıklayabilir kelimelerin gücünü. Yazmanın nasıl da sihirli bir etkisi olduğunu ancak bu kadar gösterir okuyucuya ve her okuyuşunda biraz daha burulur insanın yüreğin. Bir kelime, aslında koskoca yedi kitaptır artık, bir serinin doğurduğu, seni alıp bütün bir yolcuğa çıkarabilen son bir dokunuştur. Snape'in noktasıdır.

J.K Rowling'in iyi bir yazar olduğunun kanıtıdır bu kelime. Müthiş bir dünya kurgulamış olsa da, bu konuda hep eksiktir aslında Rowling, ne Tolkien kadar iyi bir tarih yazarıdır, ne de LeGuin kadar düşündürebilir insanı, Martin kadar entrika da yazamaz muhtemelen ve Jordan gibi bir külliyat yazacak kapasitede değildir, ama o bütün bu yazarların yanında, eh belki biraz, çok az aşağısında rahatlıkla anılabilir. Çünkü yarattığı dünya, ana akım fantastik edebiyattan ayrılabilmiş, ana akıma yeni bir soluk getirmiştir.

Bir hikaye aslında insana benzer. Kemikleri, iskeleti, organları ve onları kaplayan bir derisi vardır. Bütün bunları tamamladığınızda, aradaki bağları, eklemleri düzgün yerleştirdiğiniz bir hikaye çıkar karşınıza. Bu hikayeyi kemiklerden oluşmuş bir iskelet, kurgu ayakta tutar. Öyle ki eksik bir kemik olsa, gözünüze batar.

4d34f44334c7b435bfa89ed8ca7fcff0.jpg

Jonny Duddle


Rowling neyi başarmıştır bu yedi kitaplık seride ki, tüm dünyayı peşinden sürükleyen bir karakter, hikaye yaratmayı başarmıştır. Bunun cevabı belli aslında ama bunu yapmak, cevabı bilmek kadar kolay değil. Fantastik kitaplara aşına olanlar bilirler, kılıç ve büyü temel yapısıdır bu türün. Olmazsa olmazıdır. Büyüyü ana etken olarak alır Harry Potter, bütün kurgusunu "Büyücülük Dünyası" üzerine kurar. Okullar, şehirler ve bir geçmiş verir. Çocukların ve gençlerin kendilerini özdeşleştirebileceği karakterler verir.


Herkes yazar, ancak bir gencin psikolojisini o yaşta anlamak, onun üzerinden birbirleriyle genel itibariyle tamamlanmış bir hikaye çıkartmak ve çok aşırı istisnalar dışında bütün karakterlerini insanların benimsemesini sağlamak ve ardını bir hikayeyle doldurmak kolay iş değil, yapmak için, inanılmaz derecede emek gerekiyor.


Kurgu emektir. Sizden hayatınızı bile çalabilir. Zihninizi esir eder kendisine, ama bu emeklerin karşılığını verir.

Düşünün, Harry Potter evreninde gördüğümüz hangi karakterin hikayesi yok, Dobby olsun, Cho olsun, Neville olsun, aklıma gelmeyen, gelse de uzatmamak için yazmadığım onca karakterin hep kısa bir hikayesi ve bu hikayelerin hepsinin kurguda belli başlı bir işlevi vardır. Ardında sayfalarca yazılmış notlar, fikirler, kurallar silsilesi vardır. Üzerinde harcanmış zaman vardır.

Karakterlerinizi tanıyın. Bu önemli bir nokta, yazacağınız karakterin bir geçmişi olsun. Bu küçük bir hikaye de yazsanız, roman da yazsanız aynı şekilde işler. Karakterinizi tanımazsanız onun yaşadığı durumlara nasıl tepki vereceğinizi bilemezsiniz. Bir karakter, geçmişinden bağımsız hareket edemez. Küçükte olsa bir geçmiş düşünün, notlar alın. Karakterinize ince detaylar ekleyin. Gerçekçi olsun ki insanlar onlarda kendilerinden bir şeyler bulabilsinler. Onları iyi, kötü benimseyebilsinler.

Bunları yaparsak biz de iyi bir yazar olabilir miyiz, burası kesin değil. Çünkü Rowling bütün bunları organik bir bağ ile bağlamayı başarabiliyor. Örneğin, Sanderson'da bu eksiktir bana kalırsa, hikaye, kurgunun çizdiği yolda ilerlemesi için zorlanır. Hissedersiniz bunu ya da sadece ben öyle hissediyorum. Harry Potter'da ise bence sadece sonu zorlamadır, sona ulaşmak için gidilen yollarda yazarın baskısını hissetmez insan, organik biçimde ilerler.

Kurguyu sevin ama karakterlerinize, sonuçlarınıza ve hikayenin size fısıldadıklarına kulak verin. Bütün kelimeler, cümleler âsidir, sizi başka yerlere çekmek isterler. Bilin ki siz ne kadar bu hikayenin yazarı olsanız da bazen onları takip etmek daha iyi bir yoldur. Ben böyle düşünüyorum; bazen hikayeyi keşfetmeniz gerekir.

Diagon-Alley-Jim-Kay.jpg

Jim Kay


Öyle bir bağ ki bu sizi o dünyanın gerçekliğine inandırır ve günün sonunda o diyara bir özlem duyarsınız. Hangimiz sihrin gerçek olduğu bir dünyada yaşamak istemez ki? O dünyada bir sihirbaz olmak, Diagon Yolu'nda asasını seçmek, Dokuz Üç Çeyrek Peronu'ndan Hogwarts'a doğru yola çıkmak, o ihtişamlı şatoda hareketli merdivenlerden geçmek, Hogwarts'ta okumak, Quiddicth seçmelerine girmek, büyüler ezberlemek ve bütün o dünyayı keşfetmek istemez ki. Fantastik Edebiyat keşfetmektir. Edebiyat, keşfetmektir aslında.

Hikayenizin, okuyucuların tamamlayacağı bir arka planı olsun. Onların hayal gücüne güvenin. Siz nasıl hikayenizi keşfettiyseniz bırakın onlar da bu duyguyu hissetsin, keşfetsin.

En başa dönecek olursak, "Always" bütün bunların birleşiminin sonucudur. Tek kelimeyle bir karakterin seri boyunca olan ana motivasyonunu görürüz, hikayede bulunan aralardaki bağlar artık daha açıktır ve okuyucu bütün bir seri boyunca sır gibi saklanan bir gerçeği öğrenir. Organik bir bağ ile bu ağı kurmak zordur ve Rowling bu bağlarla bir dünya kurabildiği için büyük bir yazardır.

[Hikaye 101](https://steemit.com/tr/@yasujizr/hikaye-101-story-101)

[Gif1 - mirror10](https://gfycat.com/VigorousFortunateCoot) / [Gif2](https://www.buzzfeed.com/caseyrackham/dobby-is-a-free-elf?utm_term=.ydZQD9Lg1#.ale47MDwq)
145

comments