https://ipfs.busy.org/ipfs/QmU9a8BVMipTz55iqXcZCuEKaSWXf1C8opmUETrYaFep1P
Aşkın ne olup olmadığıyla ilgili her gün en az bir cümle duyarız. Yüz yıllardır üstüne tartışılan ve tartışıldıkça da zenginleşen bir kavram, duygu, hormonal tepki, felsefe... Ne derseniz artık. Hemen herkesin hayatında -bir saniye de olsa- en az bir kere hissettiği o nirvana hissini tanımlamak elbette imkansızdır. İmkansız olması gerekir. Tanımlandıkça kalıplaşan, kalıplaştıkça standartlaşan bir aşk düşünülebilir mi ? Hemen her şeyin endüstrize edildiği ve vasatlaştığı dünyamızda, nefesimizi kesen yegane varlığımızı, kutsalımızı yani aşkı da bu kara deliğe kaptırırsak neyimiz kalır ?
Tanımlar kısıtlar, ''aşk'' tanımsızdır. Ne bir cümleye sığar, ne bir kitaba, ne de bir kadraja...
Aşkı, yani yek vücud olma halini -kadrajımın yettiği kadar- göstermek istedim sizlere. Umarım bu ummanda bir katre olabilmişimdir. Esen kalın.